SIKÇA SORULAN SORULAR

SUDOKU ÇÖZMENİN FAYDASI

Parkinson hastalığının erken evrelerinde hafıza, dikkat, konsantrasyon, soyut düşünme, problem çözme gibi özelliklerden oluşan mental durum genellikle normaldir. Hastalık ilerledikçe nöron ölümü ve hastalığa neden olan patolojik değişiklikler kortikal alanlara doğru yayılır. Bu aşamadaki hastalarda mental değişiklikler izlenir. İleri evre hastalarda demans (unutkanlık) görülme sıklığı normal yaşlı gruba gore 2-3 kat fazladır. Bu hastalarda nöropsikolojik testlerde dikkat ve bellek kusurları, yürütücü işlevlerde bozulma, zihin karışıklığı, düşünmede ve soruları yanıtlamada yavaşlama görülür. Parkinson hastalığında demans hiçbir zaman Alzheimer hastalığındaki kadar şiddetli ve hızlı ilerleyici değildir. Parkinson demansı birincil olarak bellek problemleri yaratmaz. Bu hastalar yürütücü işlevler dediğimiz günlük yaşamda planlama, sorun çözme, görsel-algısal değerlendirme gibi durumlarda zorlanırlar.

2011 aralık ayında İspanyadan bir araştırma grubu Sudoku egzersizleri yapan Parkinson hasta grubunun altı ayın sonunda yapmayan gruba göre daha iyi değerlendirme puanları aldığını raporlamışlardır.

Parkinson hastalığı ile yeni tanışan hastalarımıza önerilerimiz fiziksel aktivite yanında zihinsel egzersizlere de önem vermeleridir. Çalışmalar SUDOKU çözmenin faydalı olduğunu desteklemektedir.

D vitamini kullanımının multipl skleroz (MS) hastalığını engellediği ile ilgili son yıllarda çeşitli araştırmalar yayınlanmıştır. MS, özellikle gençlerde ve kadınlarda ortaya çıkan , ilerleyici bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Göz sinirinde ve omurilikte de tutulum yapar. Hastalar görme bulanıklığı, uyuşma, kuvvetsizlik, dengesizlik ve kuvvetsizlik gibi bulgularlarla doktora başvururlar. Hastanın muayenesi, kan testleri ve MR tetkiki ile tanı konulabilir. Tanı için bir grup hastada beyin omurilik sıvısı incelemesi gerekir. Şu anki bilgilerimiz MS’in kesin tedavisi olmadığı yolundadır. Ancak hastalığın ilerlemesini yavaşlatan, beyin ve omurilikteki sinir kılıfı hasarını onarabilen ve atakları azaltan tedavi seçeneklerimiz vardır. Bu tedaviler erken hastalık döneminde başlandığında hastalık üzerine etkisi de daha güçlü olur. Ancak hastalığın tam olarak neden ortaya çıktığı bilinmediği için hastalığa yakalanmayı önleyen bir yöntem de yoktur. İşte D vitaminin bu aşamada etkili olabileceği yolunda bazı sonuçlar elde edilmiştir. D vitaminin ana kaynağı güneştir. MS hastalığının da ekvator bölgelerinde çok nadir olması, buna karşın kuzey ülkelerinde sık görülmesi güneş ışığının olumlu etkisi ile açıklanabilmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu bölgelerde MS sık görülür. Yine çalışmalar MS hastalarının önemli bir bölümünde kandaki D vitamini düzeyinin düşük olduğunu göstermiştir. D vitamini vücudun koruma sistemi olan immun sistemi korumaktadır. Vucudumuzun D vitamini ihtiyacını sağlamak için 15 dakika yüzümüzü ve kollarımızı güneşe tutmamız yeterlidir. Bunun yanında balık, karaciğer, peynir, yumurta , süt ve portakal suyu D vitamininden zengin gıdalardır.

D vitaminin MS hastalığının oluşmasını engellediği yolunda kesin kanıtlar yoktur. Ancak uluslararası MS dernekleri hastalara günlük 200-600 iu D vitamin kullanmalarını önerir. D vitamini düzeyi basit bir kan testi ile kontrol edilir. Doktora danışarak kan düzeyine göre , özellikle kış aylarında, 5-15 damla D vitamini kullanmak önerilir. MS ülkemizde sık görülen ve tedavide geç kalınırsa özürlülük yapma potansiyeli olan bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. İyi beslenerek ve D vitamini kan düzeylerini normal seviyelerde tutarak hastalığa yakalanma riskini azaltma ile ilgili bilgiler giderek artmaktadır.

Prof Dr. Dilek İnce GÜNAL
Nöroloji Uzmanı

1. Botoks hangi hastalara uygulanır?

Yarım baş ağrısı olan, zonklayıcı özellik taşıyan ve şiddetli ağrıları olan hastalar migren tipi baş ağrısı olarak isimlendirilir. Bu hastalarda ışık ve sesten rahatsız olma, bulantı ve ağrının yürüme ve merdiven çıkmayla artması gibi özellikler de vardır. Bir ay içinde 15 ve daha fazla orta ve şiddetli ağrısı olan hastalar botoks tedavisinden faydalanırlar.

2. Botoks migrende nasıl etki gösterir?

Saçlı deride ve boyun bölgesinde yerleşen ağrı almaçlarının uyarılmasını engeller ve ağrı daha başlamadan sonlandırılır. Bu nedenle uygulamanın yapılacağı yerler çok önemlidir ve tedavinin başarısını belirler.

3. Botoks uygulaması ağrılı mıdır?

Botoks uygulaması sırasında hasta rahat bir koltukta yarı yatar şekilde oturur. İşlemden önce yüze uygulanan krem ile hastanın uygulama sırasında ağrı çekmesi engellenir. Özel iğneler yüz, saçlı deri ve boyun bölgesinde yaklaşık 32 noktaya ilaç uygulamak için kullanılır. İşlemin tamamı 15 dakika sürer ve hasta işlemden sonra işine dönebilir.

4. Botoks uygulamasından sonra yüzde ifade azlığı ve yüz ifadesinde değişiklik gibi yan etkiler olabilir mi?

Kozmetik amaçlı uygulamada iğnenin kullanım tekniği ile migrende botoks uygulama tekniği farklıdır. Bu nedenle maske yüz veya yüz ifadesinde değişiklik migren hastalarında beklenmez.

5. Migrende botoks tedavisinin etkinliği nasıl belirlenir?

Hastanın tedavi öncesi migren atağı sıklığı ve şiddeti tedaviden sonraki bir haftada azalmaya başlar. Kullanılan ağrı kesici miktarı, ağrılı gün sayısında %70 azalma beklenir. Tedavinin başarısını arttırmak ve etkinliği sürdürmek için 3 ay sonra uygulama tekrar edilir.

6. Ne kadar süre botoks ile tedavi olunabilir?

Hastalar botoks tedavisinden sonra baş ağrılarında dramatik düzelme elde edince bu tedavinin ne kadar süre etkili olacağını merak etmeye başlarlar. Tedavide botoks uygulamaları arasındaki süre giderek artmakta ve yılda ikiye düşmektedir. Uzun süreli uygulamanın etkinliği ile ilgili çalışmalar devam etmekte, tedaviye direnç gelişmemektedir.

7. Botoks uygulaması vucutta başka organlara zarar verir mi ?

Hedef dokuya uygulanan botoksun %1-2 oranında kan dolaşımına geçme özelliği vardır. Tüm botoks uygulamalarına bir kerede uygulanacak en yüksek doz buna göre belirlenmiştir. Yüksek doz botoks uygulamaları en çok spastisite gibi hastalıklarda uygulanmaktadır. Spastisite uygulamalarından öğrendiğimiz bu ajanın vucuttaki diğer sistemler üzerine olumsuz bir etkisi olmadığı yönündedir.

8. Migrende botoks tedavisi güvenli midir?

Her migren hastası tedavide güvenli ajanları seçer. Botoks kozmetik uygulamaları nedeniyle medyayı fazla meşgul etmiştir. Ancak migren tedavisindeki uygulamaları kaliteli çalışmalarla desteklenmiştir. 2012 yılından itibaren Sağlık Bakanlığımız tarafından “kronik migren tedavisinde etkili tedavi yöntemi” olarak ruhsatlandırılmıştır.

Hazırlayan Prof Dr. Dilek Günal

OTURURKEN YAPILAN HAREKETLER:

YÜZ İFADESİNİ ÇALIŞTIRMA

Mümkünse aynanın karşısında çalışma yapılır:

1. Farklı yüz ifadelerini yapmaya çalışın ve her bir ifadeyi 5 sn süre ile yapın.

MUTLU, KIZGIN, ŞAŞIRMIŞ ( Bu ifadeleri biraz abartarak yapınız).

2. Dudaklarınızı birbirine yapıştırın.Arkasından ağzınızı açabileceğiniz kadar büyük açın. Bu hareketi en az 10 defa yapın.
3. Dilinizi dışarı çıkarın. Her iki yana doğru dilinizi hareket ettirin. Bu hareketi en az 20 kere yapın. Arada dinlenebilirsiniz.
4. Kaşlarınızı havaya kaldırın ve 2-3 sn böyle kalın. Kaşlarınızı indirerek, kaşlarınızı çatma konumuna getirin. Bu hareketi 10 defa yapın.
5. Kocaman bir gülme hareketi ve arkasından dudaklarınızı büzme hareketini yapın. Bu hareketi 10 defa yapın.

DERİN NEFES ÇALIŞMASI

1. Burnunuzdan derin bir nefes alın, akciğerlerinizin dolduğunu hissedin. Ağızdan nefesi içinizden 5’e kadar sayarak verin. (4-5 defadan fazla arka arkaya yapmayın). 2. Bu nefes çalışmasını gün içinde rahatlamak amacıyla kullanın.

BOYUN ÇALIŞMASI

1. Çenenizi yumuşak bir şekilde göğsünüze değdirin. 4-5 sn bekleyin.
2. Başınızı yumuşak bir şekilde yana çevirip omzunun hizasına bakın. 2-3 sn bekleyin.
3. Bu çalışma sırasında baş dönmesi yaşarsanız bir daha tekrarlamayın.

OMUZ ÇALIŞMASI

1. Ellerinizi göğsünüzün üzerine yerleştirin. Dirseklerinizi geriye doğru itin.
2. Dirseklerinizi arkaya doğru iterken omzunuzu çevreleyen kasların çalıştığını hissedin. Başlangıçta 5 kez, daha sonra 10 kez tekrarlayın.
3. Ellerinizi rahatça yana sallayın. Önce bir omzunuzu geriye, öne doğru çevirme hareketiyle çalıştırın. 5-10 defa tekrarlayabilirsiniz. Daha sonra diğer omzunuza çevirme hareketi yaptırın. Öne ve geriye doğru ayrı ayrı çalıştırın.

KOLLARIN ÇALIŞMASI

1. Ellerini avuçlarınız içerde kalacak şekilde dizlerinize koyunuz.
2. Ellerinizi ters – yüz yaparak avuçlarınızın bir aşağı doğru bir yukarı doğru bakmasını sağlayınız. Bu hareketi 20 defa tekrarlayınız.
3. Diğer hareket için avuçlarınızı birleştirin. Avuç içinin ve parmakların karşılıklı temasta olmasını sağlayın.
4. Parmak uçlarınız tavanı, avucunuz yeri göstersin. Dirseklerinizi hafifçe yukarı kaldırarak bekleyiniz. 20 sn bu hareket için yeterlidir.

BİLEKLERİN VE PARMAKLARIN ÇALIŞMASI

1. Önce bir bileğinizi yuvarlak şekilde, halka gibi, çevirin. Arkasından diğer bileğinizi çevirin.
2. Sol bileğinizi çevirirken sağ elinizle sol bileğinizin hemen üstünden tutabilirsiniz. Hareketi bu şekilde her bilek için 10 kez tekrarlayın.
3. Parmak çalışması için başparmağınızı sırayla diğer parmaklarınıza değdirin.
4. Baş parmağınızı kullanarak diğer parmaklarınızla halka hareketi yapın. Parmak çalışmasını her el için 5 kez tekrarlayın.

KALÇA ÇALIŞMASI

1. Ellerinizi dizlerinize koyun.
2. Bir dizinizi ileri itme hareketi yaparak kalça kaslarınızın çalıştığını hissedin.
3. Aynı hareketi diğer dizinizi öne doğru iterek yapın.
4. Oturur pozisyondayken ayaklarınızla yürüme taklidi yapın. Daha sonra hızlanarak koşar gibi hareket ettirin.

BEL ÇALIŞMASI

1. Sandalyenin hafifçe ucuna doğru kayın. Ellerinizi belinize yerleştirin.
2. Göğsünüzü dışarı doğru çıkararak 20’ye kadar sayın. Bu çalışmayı 5 defa tekrar edin.

AYAK BİLEĞİ VE AYAK PARMAKLARI ÇALIŞMASI

1. Ayağınızı ileri doğru uzatarak ayak bileğinizle çevirme hareketi yapın.
2. Ayak bileğinizi çevirirken tam halka şeklinde hareketi tamamlamaya çalışın. Sağa ve sola her iki yöne çevirme yapın. 5-10 kez yapmak yeterlidir. Karşı tarafı yapmayı unutmayın.
3. Ayağınızı yere yerleştirin. Topuğunuz yerde kalacak şekilde parmaklarınızı kaldırın- indirin. Her ayak için 10’ar kez yapın.

Parkinson hastalığının ileri evrelerinde yutma refleksleri yavaşlar ve hastalar yutma zorlukları yaşar. Özellikle akışkan gıdalarda, su, ayran, çorba gibi yiyecek yemek borusu yerine soluk borusuna oradan da akciğere ulaşır. Hasta morarır ve nefes alamaz. Bazen de taneli gıdalar akciğere kaçabilir. Böyle bir durumda resimde görüldüğü gibi hastanın arkasından karın boşluğu sarılır ve ani sıkıştırma hareketi yapılır. Taneli gıdanın çıkması sağlanır. Aspirasyon denilen bu durumdan kaçınmak için yemeklerin yavaş yenmesi, yemek sırasında konuşmamak önmelidir. Kaşık küçültülür ve hasta yemek sırasında yalnız bırakılmaz.
Copyright © Dilek İnce Günal